Hayvanlar Kesilirken Acı Çeker mi? Bir Genç Yetişkinin Gözünden
1. Sabahın Sessizliği
Kayseri’nin sokaklarında sabah rüzgarı her zaman keskin olur. Her şeyin doğallığı içinde bir garip sessizlik vardır. Hani, insan uyanır uyanmaz hissettiği bir tür huzur vardır ya, ama bir şeyler eksiktir. O eksik parça, gözlerimin önüne gelen bir sahneyle yavaşça belirir. Geçenlerde bir et pazarı önünden geçiyordum; etraf kalabalıktı, insanlar alışveriş yapıyordu ama bir şey vardı, bir şey beni rahatsız ediyordu. O kadar sıradandı ki, ne dikkatimi çekti, ne de bana özel bir şeydi. Fakat orada, kasap dükkanlarının arka tarafından çıkan kanlı izlerin olduğu o noktada durmak zorunda kaldım. O an hissettiğim şey, tam olarak ne olduğunu tarif etmek zor ama kesinlikle tüylerimi diken diken etti. İçimden bir şey bana bir soruyu fısıldıyordu: “Hayvanlar kesilirken acı çeker mi?”
İlk başta anlamadım. Bu bir tür empati miydi, yoksa sıradan bir vicdan muhasebesi mi? Ama duygularımı bastıramadım. İnsanlar o sıradan alışverişlerini yaparken, ben kaybolmuştum.
2. Çocukluğumdan Bir Hatıra
Çocukken, köyde büyüdüm. O yıllarda hayvanlar bizim hayatımızın tam ortasındaydı. Sabahları kahvaltıya oturduğumda, karşımdaki tavuklar ve kuzular beni izlerdi. Her şey ne kadar doğaldı. Bir gün babam bana, etin nereden geldiğini anlatmıştı. “Bunu bilmen gerek,” demişti. O gün, tavuklardan birini kesmişti. O tavuk, sabahları çığlık atarak etrafımda dolaşırken, birden sessizleşti. O an, o tavuk can verirken ne hissettiğini bilemezdim, ama gözlerimdeki o korkuyu unutmam imkansızdı.
Baba dedi ki, “Bu, hayatın döngüsü.” Ama ben o günü hatırladıkça, döngünün sadece bir tarafının acı olduğunu hissediyorum. Döngü değil, işkence. Her şey sıradanmış gibi devam etti; annem akşam yemeğini hazırladı, et de pişti, ama o tavuk hâlâ gözlerimin önündeydi.
3. Kasap Dükkanının Önünde
O an, kasabın önünde durduğumda yıllar sonra o tavuğun acısı yeniden beni buldu. İnsanlar sırayla kasaba girip et alıyordu. Kasap ise yüzüme gülümsedi ama gözlerinde hiçbir şey yoktu. Bir hayvanın acısına kayıtsızlık o kadar kolay hale gelmişti ki. İşte bu, beni yıkıyordu. O tavukla bu et arasında hiçbir fark yoktu. Bunu kabullenmek ne kadar zordu… Ama bir zamanlar biz de et yerken, aynı şeyleri görmezden geldik. Ne acı!
Bir de bu kasap dükkanının ardındaki bir başka gerçek vardı: Kesim işleminden sonra o etlerin nasıl hazır hale geldiği. Etin hazırlanma süreci, bir nevi ölüme hazırlık gibi… Birçok hayvan, sadece birkaç saniyede acı çekerken bir kesimi bekler. Acının yoğunluğu, türlerine göre değişse de, bir gerçektir. Korkunç bir şey, değil mi? Ama biz insanlar o anları görmeden, acıyı hissetmeden, bir parça eti alıp yiyoruz.
4. Acının Sesi
Bir gün, kasaplardan birinin yanında bir inek kesiliyordu. Benim gibi birkaç kişi de oradaydı ve hepimiz aynı soruyu sorduk: “Kesilirken acı çeker mi?” Bir çığlık, arka planda duyulmuştu. Herkes bir anlığına duraksadı. O an, o sesi düşündüm. Bir hayvanın can verirken çıkardığı sesin, insana ne kadar derin bir etki bırakabileceğini anlatamam. Gözlerimdeki yaşlar, o anı hafızama kazıdı. O an anladım ki, acı sadece fiziksel değil, ruhsal bir süreçtir.
Ona acı verenin sadece bıçak değil, ölümün de kendisiydi. O hayvanın gözlerindeki korkuyu ve çaresizliği görmesem bile, kalbimdeki duygusal fırtına her şeyden çok daha güçlüydü. Etin ne kadar lezzetli olduğu ile ilgili düşüncelere kaymak, bazen sadece vicdanı rahatlatan bir bahane gibi geliyordu.
5. İnsan Olmak
Hayvanların acı çekip çekmediğini sormak, çok büyük bir soruyu gündeme getiriyor. Bu soruyu sormak, bir insanın vicdanını ölçme aracıdır. İnsan, sadece doğasında bulunan acıyı kabul etmekle kalmaz, aynı zamanda başkalarının acılarına duyarsızlaşırsa, insan olmaktan ne kadar uzaklaşır?
Hayvanlar kesilirken acı çeker mi sorusu, aslında tüm bu duygulara yön veren bir kapı. Bir kapı ki, çoğu zaman görmezden gelinir. Ama ben duygularımı saklamadım, onları açıkça paylaştım. Her şeyin bir bedeli vardır. Benim için, bu bedel, hayvanların acısına duyarsız kalmamı engellemek oldu.
6. Umut
Şimdi, sabahları o kasabın önünden geçerken, kendime şunu soruyorum: Bir gün, hayvanların acı çekmediği bir dünyada yaşayacak mıyız? Bizim bu farkındalığa varmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü acıyı anlamak, başkalarının acısına karşı duyarlı olmak demektir. Belki de bu farkındalık, bizi bir adım daha insan yapar. Umut ederim ki, bir gün hayvanların acıları dinlensin, bir gün her şey daha insanca olsun.
—
Sonuç Olarak…
Kesin bir cevap vermek zor. Hayvanlar kesilirken acı çeker mi? Bunu ancak hayvanlar kendileri anlatabilir. Ama ben kendi duygularımı anlatabilirim. Ve bu, beni düşündüren, içimi yakan bir gerçek. Acıyı hissetmek ve buna duyarlı olmak, insanın vicdanını test eder. Eğer bu soruya bir cevap bulmak istiyorsak, belki de önce içimizdeki farkındalığı yaratmalıyız.