Baş Ağrısına İlaç Ararken: Kayseri’de Bir Günün Hikâyesi
Günlerden bir gün, Kayseri’nin güneşli ama bir o kadar rüzgârlı sabahında uyanmıştım. İkindiye doğru yaklaşıyorduk ama ben hâlâ uykusuzdu. Geceleri içimi saran bir boşluk, bir kaybolmuşluk hissi vardı. O his öyle ağır ki, uyandığımda kafamda duyduğum baş ağrısı sanki dünyanın bütün dertlerini üzerime yığmış gibi hissediyordum. Her adımda biraz daha ağırlaşıyor, her saniye geçtikçe ağrım derinleşiyordu.
Baş ağrım sadece fiziksel değildi; kafamda düşüncelerim birbirini takip edemiyor, duygularım bir nehir gibi aktıkça gitgide karışıktı. Yine o korkularım, o bilinçaltımın karanlık köşelerinden fısıldadığı kaygılar gelip beni bulmuştu. “Bunun bir anlamı olmalı,” diye düşündüm. Ama bir anlamı var mıydı? Bir ilaçla geçebilir miydi bu acı? Bu konuda ne yapmam gerektiğini düşünürken Kayseri’nin sokaklarında yürürken, hayatımda karşılaştığım en sıradan anlardan biri bile sanki beni değiştirecekmiş gibi geliyordu.
Bir İlaç Arayışı
O an, baş ağrısının ben de yarattığı etkiyi düşünmeden edemedim: Bazen ağrıyı bir ilaçla geçirebilirsiniz ama başka bir ağrıya, başka bir yükle mi karşılaşırsınız? Bugün de aynı soruyu kendime soruyordum; baş ağrımın geçmesi için bir ilaç ne kadar yeterli olabilirdi ki?
Yavaşça Kayseri’nin merkezine doğru yürümeye başladım. Gözlerim alışık olduğu o kalabalık sokaklara kayarken, kafamda tek bir düşünce vardı: Baş ağrısına hangi ilaç iyi gelir?
Eczaneye girdiğimde, tüm raflarda sıralı olan ilaçlar beni bir müddet düşündürdü. Aydınlatma biraz fazla parlaktı; ilaçlar parlak renkleriyle sanki bana gülümsüyor gibiydi, ama ben o gülümsemeyi hissetmiyordum.
Eczacıyı tanımıyorum, ama bir şekilde konuşmam gerektiğini düşündüm. Bu da bir tuhaflık değil mi? Bazen sadece o insana “Merhaba” demek için bile o kadar çok düşünürsünüz ki… Neyse, sonunda bir şekilde kendimi ifade ettim.
“Baş ağrım çok kötü, bir ilaç önerir misiniz?” diye sordum.
Kadın, gözlüklerinin üzerinden bana baktı. O an gözlerimde bir tür yorgunluk olduğunu fark ettim. Belki de bu yüzden, belki de o günkü ruh halimi anlamıştı, “Baş ağrısının tipi ne, migren mi?” diye sordu.
Birkaç saniye, hatta belki de daha fazla, kafamda ne tür bir ağrı çektiğimi belirlemeye çalıştım. Gerçekten bir migren miydi? Hayır, değil. Ama bazen migreni de bu kadar basit tarif edebileceğini kimse söylememişti. Başımda bir ağırlık vardı, sanki beynim kafamda değilmiş gibi. Kadın bana gözlüklerinin üzerinden bir kez daha bakarak birkaç ilaç önerdi.
Birkaç seçenek arasında o anda en iyi çözüm hangisi olacaksa, onu almak istiyordum. Ama içimden, “Bu ilaçlarla ne değişir ki?” diye geçirdim. Acaba bu ilaçları aldığımda başımda bir ferahlık, bir rahatlama hissedebilir miyim?
İlaç Almak ve Ağrının Geçmesi
Eczaneden çıktım. Kendimi çok yorgun hissediyordum, ama içimden bir his bir an rahatlayacağımı söyledi. Bunu bir çözüm gibi değil, geçici bir sığınak gibi gördüm. Kafamdaki yoğun düşünceleri, başımın içindeki gürültüyü biraz olsun kesebileceğimi umuyordum.
İlaç kutusunu cebime koyup evime dönerken, bir kez daha baş ağrısının vücutta yarattığı etkileri düşündüm. Fiziksel bir acıyı geçirebileceğimiz ilaçlar var, ama o acının zihinsel yansıması ne kadar sürebilir ki?
Evde, ilacımı alırken, o rahatlama anı beklerken, zihnime gelen bir şey oldu: Bu baş ağrısı belki de benden bir şeyleri anlatmamı istiyordu. Belki de bir şeyin farkına varmam için bir sinyaldir.
İlaçlarımı içtim ve bir süre sonra yavaşça başımın ağrısının azaldığını hissettim. Ama sadece başımın ağrısı geçmişti, zihnimdeki karmaşa yerinde duruyordu.
İlaçların Geçici Tesiri
Bir ilaç, yalnızca bir anlık rahatlama sağlayabilir. Ama ya o an geçtikten sonra yeniden baş ağrım devam ederse? Kendimi yine aynı sorularla boğulmuş bulur muyum? O gün düşündüm ki, ilaçlar geçici çözümler olabilir. Gerçek çözüm, belki de baş ağrılarının, bu acıların, o karanlık düşüncelerin ne olduğunu anlamakta yatıyordu.
İçimdeki o eksiklik hissini tam olarak tarif edemem. Bazen sadece baş ağrısı değil, içsel bir boşluk da var. Belki de bu yüzden baş ağrımın geçmesi yalnızca bir başlangıçtı, gerçek iyileşme farklı bir yolda, belki de biraz daha zaman alarak gelecekti.
Kapanış
O gün, baş ağrısı geçse de, hayatta daha derin bir anlam arayışım devam etti. Yavaşça Kayseri’nin o sakin sokaklarında yürürken, ne zaman başım ağrısam, biraz daha büyüdüğümü fark ettim. Ağrının dinmesi, sadece bir rahatlama değil, bir içsel dönüşümün işaretiydi. Bazen baş ağrısının kaybolmasıyla birlikte, insanın daha derin bir iç yolculuğa çıkması gerektiğini anlayabiliyor.
Baş ağrısına hangi ilaç iyi gelir, sorusu bir yanıt bulmuş olabilir, ama içsel huzuru bulmak belki de bir ömre bedel bir yolculuk.