Affedici Olmak İçin Ne Yapmalı?
Her birimizin hayatında o an, o insan ya da o olay vardır; affedemediğimiz, içimizde takılı kalan, bir köşeye atmak bir türlü başaramadığımız. Düşünsenize, eski sevgiliniz, arkadaşınız, o biri, “Affet” dediğinde, sanki iç sesiniz şöyle bağırır: “Yok canım, sen affedemediğini affet!” Evet, bazen affetmek o kadar zor oluyor ki, bir an kafanızı toparlayıp sağlıklı bir karar verebilmek için nefes almak zorunda kalıyorsunuz. Ama işte burada devreye giren şey aslında… affedici olmak için ne yapmalı? Bu soruyu gündelik hayattan komik bir bakış açısıyla ele almak istiyorum.
Affedici Olmanın Sırrı: Önce Kendini Affet
Evet, başlıyoruz! Affetmek için ilk kural, ilk adım — ve inanın bana — en zor olanı da burası: Önce kendinizi affedin. Yani, “Ben neden sürekli hata yapıyorum?”, “Hadi ya, bu da hatam mıydı?” diye kendinize sormadan önce, biraz rahatlayın. Kendinizi, küçücük bir hatada bile eleştirmekten, belki de başkalarını affetmekten önce, önce kendi iç yolculuğunuzu yapın.
Kendi kendime konuşmamda bir şeyler garip…
Ben: Ya kardeşim, eski sevgilimle barışmam gerek ama bir türlü affedemiyorum. Hala, o beni terk ederken yazdığı mesajları düşünüyorum.
İç ses: Evet, eski sevgilin seni terk etti çünkü sen ona dağınık odanınla bir türlü hayalindeki evin düzenini sunamadın. Kendini affetmelisin.
Ben: Ya ne alakası var, oda değil!
İşte! Affetmek, bazen en önce “bunu ben hak ettim” düşüncesinden sıyrılmakla başlar. Çünkü insan ne kadar kendi hatalarını kabul ederse, affetmek de o kadar kolaylaşır. İster eski sevgili, ister dost, ister o sabah trafikte sinirlendiğiniz taksici, kim olursa olsun… Affedici olmak, biraz da kendini özgür bırakmak demek.
Affetmek, Tekerlekli Sandalyede Dolaşmak Gibi Değil
Affetmek, aslında öyle herkese göre bir şey değildir. İnsanlar bazen affedemediği kişiyle yıllarca içsel bir savaş verir ve ruhunu yorar. Ama affedici olmak, sandalyeyi geri itip pozitif düşüncelere yönelmek demek değildir. Yani, affedici olmak için asla ve asla bir tür “tekerlekli sandalye” misyonu beklemeyin. “Yok, ben affediyorum, o yüzden dünya beni kutlasın, herkes bana övgüler yağdırsın, ben de mutlu olayım” gibi bir beklentiye girmeyin. Yok öyle bir şey! Affetmek, başkalarını iyileştirmek değil, önce kendini iyileştirmektir.
Bir gün, ofisteki arkadaşım Ali ile sohbet ediyorum, eski sevgilisi hakkında sürekli dert yanıyor:
Ali: “Ya işte, geçen hafta özür diledi, ama ben hala o kadar sinirliyim ki. Yani, affedersem, tüm yanlışlarım unutulacakmış gibi hissediyorum.”
Ben: “Ali, affetmek unutmak değildir ki. Hata yaptı diye o insanı silmek, daha fazla enerji kaybı olur. Affetmek, ruhunu boşaltmak gibi bir şey. Yoksa bu ‘yıkım sende’ depresyonunda takılıp kalırsın.”
Ali bir süre sessiz kaldı, sonra “Vallahi doğru söylüyorsun, lan!” dedi. Durdu, biraz düşündü, sonra ekledi: “Ama gene de tam affedebileceğimi düşünmüyorum, önce biraz zaman lazım.”
İşte bu da doğru. Affetmek bazen hemen olamıyor. Hani herkesin affettiği o ‘mükemmel insan’ olma halini beklemekle bir yere varılmaz. Gerçek affedicilik, sabırla ve zamanla gelir. Bunu kabul edelim.
Affedici Olmak İçin Ne Yapmalı? Biraz Kahkaha, Biraz Müzik!
Beni tanıyanlar bilir; kahkaha, espri ve müzik hayatımda çok önemli. Affedici olmak için de bu unsurlar önemli bence! Bazen en karanlık düşüncelere, eski bir şarkı, eski bir film veya birkaç deli kahkaha bile ışıltı katabilir. Hayatta bazı şeylere gülmek de affetmek kadar önemli.
Bir gün akşamın ortasında, eski bir arkadaşım aradı. Bir süredir görüşememiştik. Sohbete başladık:
Arkadaşım: “Ya, affet… Özür dilerim gerçekten, sana bir zamanlar çok kötü davrandım. Seninle bir arkadaşlık yapmanın ne kadar değerli olduğunu anlayamadım. Gerçekten… affet beni.”
Ben: “Aman tanrım, affet… Her şeyin telafisi var! Ama neden bu kadar dramatize ediyorsun, birader? Yani, ciddi anlamda bir ‘dram filmi’ senaryosuna dönüşmedi mi o durum?”
O an gerçekten kahkaha attık. Affetmek, bazen bir insanın o kadar kararlı olmasına ve hissetmesine gerek yok. Kendi üzerindeki baskıyı azaltarak, şaka yaparak, ironik bir şekilde bile affedilebilir. Yani, bir şekilde rahatlamalısınız. Kendinize ve başkalarına gülmeyi unutmayın.
Affedici Olmak İçin Meditasyon Yapılabilir, Ama
Beni tanıyanlar, meditasyonun da yeri geldiğinde faydalı olabileceğini bilir. Ancak meditasyon için çok derin düşünmeyin. Çünkü ne zaman meditasyon yapmaya karar versem, aklıma ilk gelen şey yemek olur. Şu anlık meditasyonum bu kadar!
Ama cidden, affedici olmak için meditasyon da iyi bir araç olabilir. Gerçekten bazı şeylere ruhsal olarak yaklaşmak, kendinize ve başkalarına şefkatli bakmak, birkaç derin nefes almak… Bu tür şeyler, affetmek için yararlı olabilir.
Bir arkadaşım, her sabah 10 dakika meditasyon yaparak gününe başlıyor ve affetmeyi orada öğrenmiş. Bunu yaptığı sırada, o kadar sakinleşmiş ki, bir gün bana şöyle dedi: “Bugün o kadar sakinim ki, beni bir daha sinirlendiren insan yok!”
O an dedim ki, “Tamam, bu meditasyon işini biraz daha araştırmalıyım.”
Sonuç: Affetmek Zor, Ama Biraz Sırtını Dön, Kendini Rahat Bırak
Affedici olmak için ne yapmalı? Bu soruyu net bir şekilde cevaplamak, belki de bir ömür boyu sürer. Ama şunu kesin olarak söyleyebilirim: Affetmek, herkesin ve her zaman yapabileceği bir şey değildir. Bir insanı affetmek için önce kendini affetmeli, sabırlı olmalı, kahkaha atmalı ve belki de biraz meditasyon yapmalısınız (ya da çikolata yemelisiniz, seçenekler sınırsız). Affetmek, zaman alır ve her zaman çok dramatik olmak gerekmez.
Ve unutmayın, affetmek sadece bir seçenek değil; bir yaşam tarzıdır. Yani, bugün sizi üzen, kıran, sinirlendiren şeyleri yavaşça bırakın. Öylece, bir gün arkanızı döndüğünüzde, o eski sıkıntıları geride bırakmış olacaksınız.